Perşembe, Ağustos 20, 2009
hafiflik
bir haftadır dünyanın yaşanılası kalmış nadir yerlerinden birindeydim benim için. babam orda olduğu için değil. orda nefes almayı sevdiğim için. herkes bir anlamda bencilmiş bunu öğrendim. insanın babası bile kendini çok düşünürmüş yeri gelince evladından. eksikliğini hissettiğim şeyler için hep sevilme ihtiyacı duyduguma inandım. hep kimseyi sevmediği gibi sevsin insanlar beni. sevgilim önceki sevgililerinden çok, dostum herkesten çok sevsin istedim. öyle olmadıgını bildim hep, karşılaştırma bile yapmam hata ama özlem işte... artık geçtim hepsinden. az biraz değerli olduğumu hissetiren kim varsa yanındaydım. ama bu bir haftalık yalnızlıktan sonra insanın bütün değerlerin kendi içinde saklı olduğunu kavradım.sevmek bende de sevilmek başkasında değilmiş. insan önce kendini sevmeliymiş. kendisi tarafından sevilmeliymiş. aşkın her halini kendisi yaşayabilirmiş.
Çarşamba, Ağustos 12, 2009
yanlış zamanda yaşıyorum
bu zamanda yaşamak istemiyorum. bunu gözüme sokan o kadar çok şey var ki...elimde olsa çok yakın bir arkadaşımın da dediği gibi köyde hiçbir şeyden habersiz büyümek isterdim. o saflıkta kalmak az beklentili bir insan olmak. köydeki bir delikanlıya ölümüne aşık olmak. küçücük bir hayat sürüp mutlu ölmek isterdim. bugün çengelhandaki koç müzesini gezerken eski arabalara, motorsikletlere; ahşap çocuk arabalarına, oyuncaklarına bakarken öyle büyük bir pişmanlık duydum ki bu zamanda olduğuma. keşke ben de arkamda kalanlara o zamanlardan bakabilseydim. üzüldüm çok üzüldüm bu duruma. eski radyolar, daktilolar canımı o kadar çok yaktı ki. duramadım çıkalım burdan dedim.ağlamaktan korktum.şimdilerdeyse insanların kendine bile güveni kalmadı, hayata saygıları.evet kendimde bile görüyorum bunu hayata saygımız yok. var desek de yok bence o kadar çok günü geçip gönderiyoruz ki boş yere...
Pazartesi, Ağustos 10, 2009
büyüdüm
uzun zamandır bir kitap alıp da elime kendimi kaptıramıyordum. bir kaç denemem oldu hem de çok isteyerek başlamıştım ama okuyamadım işte. bugün başka bir kitap almak için kitapçıya girdim ama"kiralık adam" diye bir kitap çekti dikkatimi.başta kapağı çekti gördüğünüz üzere.
merak edince alıyım bunu da okurum dedim. diğer kitabı sona bıraktım zevkini daha güzel çıkarırım değerini korusun diye ama Kiralık Adam'ı okudukça kitaba sımsıkı sarılmaya başladığımı hissettim hatta baktım bitmeye yaklaşıyor bir korku sardı içimi. huyumdur zevk aldığım, beğendiğim bir şey hayatımda öylece durmalı. her zaman sonuna yakın ama bitmeden öylece durmalı. o yıpransa da bu durumdan ben yıpransam da bitmesine izin vermem asla.iyi mi kötü bilemedim bu huyumu ama zararını görmedim değil.neyse anlatmak istediğimden uzaklaşıyorum. kitabı okudukça farkettim ki ben sorunlarımı biliyorum ve onları unutmak yokmuş gibi davranmaktan mutlu olmuyorum. aksine nedir ne değildir diye içine dışına bulanmak niyetindeyim. uzun olmasa da bir süredir kadın erkek ilişkisinde sorun yaşıyorum. bir türlü çözüm bulamadım. bu kitaptaki gidiş gelişler, sevse de canını acıtmalar, tartışınca kötü bir sonuç çıkmamasından sevinç duymalar...kadın erkek ilişkisinin asla dört dörtlük olmayacağını görmek sorunların çözümlerinin uzun sürebileceğini görmek beni sevindirdi.
merak edince alıyım bunu da okurum dedim. diğer kitabı sona bıraktım zevkini daha güzel çıkarırım değerini korusun diye ama Kiralık Adam'ı okudukça kitaba sımsıkı sarılmaya başladığımı hissettim hatta baktım bitmeye yaklaşıyor bir korku sardı içimi. huyumdur zevk aldığım, beğendiğim bir şey hayatımda öylece durmalı. her zaman sonuna yakın ama bitmeden öylece durmalı. o yıpransa da bu durumdan ben yıpransam da bitmesine izin vermem asla.iyi mi kötü bilemedim bu huyumu ama zararını görmedim değil.neyse anlatmak istediğimden uzaklaşıyorum. kitabı okudukça farkettim ki ben sorunlarımı biliyorum ve onları unutmak yokmuş gibi davranmaktan mutlu olmuyorum. aksine nedir ne değildir diye içine dışına bulanmak niyetindeyim. uzun olmasa da bir süredir kadın erkek ilişkisinde sorun yaşıyorum. bir türlü çözüm bulamadım. bu kitaptaki gidiş gelişler, sevse de canını acıtmalar, tartışınca kötü bir sonuç çıkmamasından sevinç duymalar...kadın erkek ilişkisinin asla dört dörtlük olmayacağını görmek sorunların çözümlerinin uzun sürebileceğini görmek beni sevindirdi.
Salı, Temmuz 21, 2009
zorlanıyorum
hep gücümün yetersiz olduğunu düşünürdüm son bir yıla kadar. bir yıldır daha dik durduğumu düşünüyorum çünkü ağır bir darbeden sonra tek başıma durmam gerektiğini anlamıştım. başardım da daha fazla gülücük saçar daha fazla kişiyle konuşur oldum. bir dostum bana etrafında çok insan var bu hiç de iyi değil demişti. bu kadar fazla kişiyle iyi olman pek sağlıklı değil. doğruydu söylediği ama yeni yeni itiraf edebiliyorum ki ben yalnızlıktan korkuyorum. hayatım boyunca da hep bulduğum herşeye dört elle sarıldım yalnız kalmak korkusuyla. işte son bir yıldır yalnızlığı tatmış bir insan olduktan sonra daha güçlü olabiliceğimi farkettim. çok değil ama yeterli kişi bulunduruyorum artık etrafımda. bu kadar fazla bağın kopamayacağına inanmıştım hep ama. kopardım yavaş yavaş. şimdi görsem sadece hoş bir sohbet edebilirim ama beni sımsıkı tutan ipler yok artık ellerinde. özlüyorum ama eskilerden birilerini. istiyorum bazen yanımda olsunlar ama bir yandan da olmasınlar diyorum . verdiğim kararları tekrar tekrar düşünmeden yola devam edebilmek istiyorum. yaptığıma inanırken bazı şeyler kurcalıyor kafamı tadım kalmıyor. tartışmaktan nefret ediyorum.
Pazar, Temmuz 19, 2009
çözemedim
düşünmeden söylediğin sözlerle birini kırmak mı yoksa düşünerek söylediğin sözlerle birini kırmak mı daha acımasızca diye düşünüyorum bir iki gündür.hani bir anda çıkıverir ağzından bir laf kırarsın karşındakini ama o da sonuçta bilir bir anda çıkmıştır ağzından aslında öyle düşünmüyorsundur. ama diğer türlüsü çok acı be! belki de teselli buluyor insan." aldırma düşüncesizce konuştu işte" deyip geçebiliyorsun ama diğer türlüsünün bir yatıştırıcısı yok. ama aslında düşününce, düşünüp de o lafı etmişse iyi ki etmiş diyorsun bir yandan da gerçek sonuçta biliyim diyebiliyorsun. çok karışık yardım edebilen varsa pek mutlu olurum.
Salı, Temmuz 14, 2009
Eve Dönüş
çok kısa zamanlar bazen ne kadar da uzun geliyor insana. gereksiz yere katlandığım şeylerle dolu 13 gün ne kadar bitmek bilmez geldi. makarayla geçsin zaman diye uğraştım ama nereye kadar. döndüm ya sonunda burdayım yanındayım. seni çok özledim hayatımı çok özledim. şimdi burdayım ama hala özlüyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


